1941
Mart’ının bir akşamında, yazar Virginia Woolf eve sırılsıklam gelir ve intihara
teşebbüs eder. Fakat başarısız olur. Ne ki, birkaç gün sonra intiharı tekrar
deneyecek olan yazar, bu kez başaracaktır. Ruh sıkıntılarından kaçmak için
ölümü seçen Woolf’un cesedi Ouse Nehri’nde bulunur; yazarın ceketinin cepleri
ağır taşlarla doludur…

“Salı
En sevdiğim,
Yine
delirecekmişim; bu korkunç günleri atlatamayacakmışız gibi
hissediyorum. Ve sanki giden zamanı geri çeviremeyeceğim. Sesler duymaya
başlıyorum ve konsantre olamıyorum. Bu yüzden yapmam gereken şeyi
yapıyorum.
Bana
verebileceğin en büyük mutluluğu verdin. Kimsenin yapamayacağı şeyleri
yaptın. İki insanın birlikte daha mutlu olabileceğini sanmıyorum. Ben
artık savaşamayacağım. Biliyorum, senin hayatını mahvediyorum, bensiz
daha mutlu olacaksın. Görüyorsun bu mektubu bile doğru düzgün
yazamıyorum. Okuyamıyorum. Hayatımdaki bütün mutluluğu sana borçlu
olduğumu söylemek isterim. Bana karşı inanılmaz sabırlısın ve iyisin.
Şunu
söylemek istiyorum -aslında bunu herkes biliyor- eğer biri beni bu
durumdan kurtarabilecek olsa bu sen olurdun. Her şey beni terk edip
gitti ama senin iyiliğin hep benimle kaldı. Artık senin hayatını
mahvetmeyeceğim. Kimse, seninle mutlu olduğumuz kadar mutlu olamazdı.
V.”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder