18 Aralık 2012 Salı
Yaşam Tehlikelidir, Yaşayan Ölür
Bir İspanyol atasözü ipin ucunu yakaladığınızda, sonunda çileyi bulacağınızı söyler. Eğer kalemin mi yoksa kılıcın mı daha üstün olduğunu düşünmeye başlarsanız, kendinize göre çeşitli fikirler üretirsiniz. Ancak üreteceğiniz bu fikirler, iki seçenekten birini ya da diğerini ya da iki seçeneğin heterojen sentezinden oluşan eni konu ka-lıpsal yargılardan ötey...e gidemez. İpin ucunu yakaladığınızda' ise anlarsınız ki; aslında karşınızda duran bu iki simge birbirinden farklı iki ayrı olgu değil de, birbiri ile iç içe olan ve size karşı kullanılan devasa bir silahın iki farklı görüngüsüdür yalnızca: iktidarın ve otoritenin iki büyük silahı; kalem ve kılıç.
Kalem mi daha güçlüdür, kılıç mı? Esasen bu bizi hiç ilgilendirmeyen bir sorudur, çünkü kalem de bir güçtür kılıç da. Esas olan bu güçlerin kimler tarafından ve nasıl kullanıldığını bilmemizdir. Elbette ki bu güçlerin kimler tarafından kullanıldığı aşikardır: iktidar ve otorite.
İktidar kendi varlığını sürdürebilmek için katı bir disiplin ve bilinçli bir acımasızlıkla birer silah olarak cisimleştirir bu güçlerini. Kalemini insanların özünde barındırdığı özgür istemleri, duyguları ve düşünceleri törpülemek ve mümkün oldukça köreltmek amacı ile kullanır; amacı, kişilerin özgürce düşünmesini engellemek, onlara hazırladığı doğru ve yanlışları benimsetmek, kalıplaşmış tanımları ile donatmak ve belirli bir görev bilincini onlara aşılamaktır. Yanı programlanmış bir robota dönüştürmektir amacı: kullanacağınız sözcükleri tanımlamaktan tutun da, neye doğru neye yanlış diyeceğinizi, neyi yapıp neyi yapmayacağınıza dair her şeyde bu silahını kullanır iktidar. Aynı zamanda tüm bunlara karşı göstereceğiniz tepkileri denetlemek için de devreye sokar bu silahını: aile kurumu ile kullanacağımız dili ve davranışlarımızı, daha sonra eğitim ve öğretim kurumları ile hazırladıkları doğru ve yanlışlar karşısındaki tavrınızı ve en sonunda da toplum yapısıyla tüm bunları uygulamadaki performansınızı denetler ve size bunlar üzerinden notlar verir. Aldığınız bu notlara göre de size gerekli ödül ve cezalari layıklar. Çünkü olası yanlış yollardan korumak istemektedir sizi, çünkü yanlış yollar kendi varlığına birer tehdittir.
Her iktidar kendine ait olan yurttaşlarının her birine belirli bir görev biçer ve her yurttaşının önüne sunulan görevini eksiksiz yapması için ona gerekli donanımı sağlar. Bir yurttaşın yapması gereken, görevini layıkı ile yerine getirmek ve yurdunun yüce taşlarından biri olmaktır: önüne sunulan hiçbir göreve hayır dememelidir yurttaş, çünkü bütün yurdun yükü onun omuzlarındadır ve diyeceği bir hayır bütün yurdun çökmesine neden olabilir... vs vs. Komiktir ki, tüm bunları rahatlıkla söyleyebilmektedir iktidarlar. Rahattırlar, çünkü ellerinde bulunan daha somut ve daha acımasız bir silah daha vardır: kılıç! Eğer hayır diyecek, yurttaşlıktan vazgeçecek olursanız ödemeniz gereken yüklü bir tazminattır kılıç: direkt olarak üzerinizde kullanılacak olan fiziksel güçtür. Bunu da önceden kalemi ile söylemiştir size: olası hayırlarınız birer suç olarak tanımlanmıştır ve bunlara karşılık gelen realite de cezadır. Bu cezanın uygulayıcısı da kılıçtır.
Sonuç olarak İpin ucunda bulunan çile', gerek kalemin gerek kılıcın insan olmaktalığınıza karşı yöneltilmiş olduğudur; sizi robotlaştırmaya çalışır, eğer başaramazsa yaşam size, belki bir dört duvar arasında, belki de sefil ve iğrenç bir yerde sunulur ya da pek iyi bildiğiniz bir erken, ecelsiz bir ölümle... Yani koşulsuz bir boyun eğmedir sizi bekleyen. Öte yandan ise gerek sizden önce varolmuş ve gerekse sizinle birlikte varolan milyarlarca insanın pek de önemsemediği ve hatta neredeyse bir güzellik olarak benimsediği bu gerçekliğin yaygınlığı karşısındaki ürperti bekler sizi, çünkü bilmektesinizdir ki "azıcık boyun eğme 'bile' çok fazla teslimiyete yol açar". Ve teslimiyet de yaşamayı değil yaşatılmayı esas kılar.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder